Zehra Eğitim ve Kültür Derneği

Monday
May 21st
Home Risale-İ Nur Makaleler Sonsuz Bir Hayat Varmı ..?


Sonsuz Bir Hayat Varmı ..?

Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

 

 SONSUZ BİR HAYAT VAR MI?

Nevzat EMİNOĞLU

“VERMEK İSTEMESEYDİ, İSTEMEK VERMEZDİ.”Dua eden Çocuk

Sanırım size  karmaşık bir söz gibi geldi bu ilk cümle. İlk  etapta anlamadınız değil mi.  Merak etmeyin! Ben de ilk okuduğumda bir şey anlamamıştım. Zaten benim bu yazım, bunun anlamı ile ilgilidir.(okumaya devam edelim lütfen)

Bütün herkesin en çok istediği şey, hiç kuşkusuz ebedi bir hayattır. Geçmişten günümüze bütün teknik ilerlemeler ve  tıbbi çalışmalar insan yaşamını biraz daha uzatmak içindir. Evet “Her kim hüşyar(uyanık) vicdanını dinlese, ebed! Ebed! Sesini iştecektir”(Sözler: B. S. Nursi)

Malumunuz “dinde zorlama yok”. Herkes ebedi aleme inanıp inanmamakta serbesttir. Dünyanın “imtihan meydanı” olması sırrı(gerçeği), bunu gerektiriyor. İnanıp inanmamanın  serbest, özgür ve araştırmaya dayalı bir seçim (tercih) sonucu oluşması esastır.

Tabi inanmanın da gönüllü olarak, okuyup araştırarak, kalben ve aklen ikna sonucu gerçekleşmesi lazım. 

Yine malumunuz “ahirete  inanmak” ile ilgili binlerce peygamberin verdiği haberler var. Aynı zamanda bu güvenilir ve doğru rehberlerin ellerinde “tasdik belgesi”  hükmünde olan “kutsal kitaplar” ve “suhuflar” ebedi bir alemden haber veriyorlar.   Bugün ben bu konuda, okuduğumda bana oldukça çarpıcı gelen bir söz’ den bahsetmek istiyorum. Sizin  de orijinal bulacağınızı zannederim.

Söz şu: “(ALLAH)VERMEK İSTEMESEYDİ, İSTEMEK VERMEZDİ.”

Bediüzzaman Said Nursi Mektubat isimli eserinde Farsça olarak yazdığı sözün  aslı şu: “Ger ne xahî da, ne dadî xah”. Bu sözü Kürtçe’ ye şöyle çevirebiliriz: “ GER NEXWESTA BİDE, XWESTİN NEDİDA”

Şimdi gelelim açıklamasına: Bizler kendimizi incelediğimizde görüyoruz ki insanda binlerce duygu yaratılmış. Her duygunun da, bir ihtiyacı, bir isteği  yani gereksinimi var. Yine görüyoruz ki insanın bu duygularının   her isteği ve ihtiyacı güç ve imkanının dışında, gizli bir el tarafından kendisine veriliyor.

Örneğin: Cenabı Hak insana acıkma duygusu vermiş.  Bakıyoruz ki bu acıkma duygusunun istediklerinin karşılanması ve tatmini için yer yüzü çeşit çeşit,  renga renk nimetlerle donatılmış bir sofra haline getirilmiş. Aynı şekilde susuzluk duygusu bize verilmiş. Bakıyoruz ki bu duygunun isteği ve ihtiyacı olan tertemiz sular, etki ve müdahalemiz dışında, kainat sofrasında yaratılmış, bizlere sunulmuş.

İşte bu şekilde bütün duygularımızı incelersek, her duygunun isteği olan şeyin, kainatta  kendisi için yaratıldığını ve verildiğini göreceğiz.

Aynı şekilde “ebedi olarak yaşama” isteği, “hiç ölmeme” isteği de insanda var hiç kuşkusuz. Ama bu “ebedi kalma” isteğinin karşılığının, bu dünyada verilmediğini görüyoruz.  Her kesin başındaki ölüm ve peşindeki ecel, insanın bu esaslı isteğine kavuşmasını önlüyor. Bu ise görünüşte bir çelişkidir. Yani insanın en sıradan hayvani duyguları olan yeme, içme, şehvet… gibi duygularının istekleri cevap bulduğu halde, “ebedi yaşama” gibi insani, vicdani ve ulvi bir duygunun isteğinin karşılıksız kalması, gözümüzle gördüğümüz kainatın yaratılış yasalarına, hikmet ve akla zıt görünüyor. İşte matematiksel oran-orantı hesabı kesinliğinde, bilinenden bilinmeyene varmak şeklinde bu “ebedi yaşama” duygusunun da cevabının verildiği, têr û tatmin edildiği bir dünya, bir diyar, bir alemin varlığı akıl gözüne görünür. İşte bu “ebedi yaşama” isteğine karşı cevap olarak  hazırlanan “ebedi saadet” gerçeğini ve müjdesini bütün semavi fermanlar haber verip tasdik ediyorlar.  Yani insan ve kainat gerçeğinin hem yaratılış itibarı ile ve matematiksel olarak ta gerektirdiği ebedi yaşam,  semavi(vahyi) mesajlarla da örtüşüyor. Bundan dolayı gönül ve akıl rahatlığıyla diyoruz ki: Evet doğrudur. Ebedi alem var. Midenin ve acıkmanın yemeği göstermesi, susuzluğun suyun varlığını bildirmesi derecesine var.

Çünkü diyoruz ki “Eğer vermek istemeseydi (yani eğer Cenab-ı Hak ebedi alemi biz insanlara vermek istemeseydi)  istemeyi( yani “ebediyeti istemeyi, ebedi yaşama duygusunu” biz insanlarda yaratmazdı,) vermezdi.

 

Yorumlar (0)


Yorumları göster/gizle

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy

En Yeni ilgili Yazılar:
Geçmiş ilgili Yazılar:

Son Güncelleme ( Pazar, 25 Ocak 2009 22:24 )  

Bir Mana

Gölge

Bir ülkede, kısa boylu insanlar uzun gölgeler veriyorlarsa, orada güneş batıyor demektir.

(...?)

Bir Vecize

Küfr-ü Mutlak

 

Hey bedbahtlar! Risale-i Nur'un gerçi siyasetle alâkası yoktur; fakat küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşiliği ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasıyla bozar, reddeder.»

Şualar

Editörden

 

Bayram Tebriği

 

Dünyada en önemli, en büyük servet dostluktur

Bir arap şair “Dünyadan dostlardan ayrılığın acısı olmasaydı ölüm yol bulup b...

 

Hak ve Adalet Namına Tarafsızlık

Gerçek pehlivan güreşte rakibini yenen değil, öfke halinde öfkesini yenebilendir. ...

 

İki oduncunun hikayesi ve çıkarılacak dersler…

İki oduncu her sabah ormana gidip ağaç kesiyorlarmış. Oduncunun biri, sabahları erke...

 

Hz. Ömer hassasiyeti ve Ramazanlarımız…

Kıtlık yıllarıydı… Hz. Ömer dolaşırken, fevkalâde semiz bir deve gördü. Çob...

 

Kardeşliğin oluşmasında üç temel esas

Müminler bir duvarın tuğlaları gibi omuz omuza vererek İslam binasını oluştururlar...