Zehra Eğitim ve Kültür Derneği - Dinsiz Bir Müslüman

Zehra Eğitim ve Kültür Derneği

Monday
May 21st
Home Risale-İ Nur Makaleler Dinsiz Bir Müslüman


Dinsiz Bir Müslüman

Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

Acaba, İslâmiyetsiz iman, medar-ı necat olabilir mi?

Ulema-i İslâm ortasında "İslâm" ve "iman"ın farkları çok medar-ı bahs olmuş. Bir kısmı "İkisi birdir," diğer kısmı "İkisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz" demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:

İslâmiyet iltizamdır; iman iz'andır: Tabir-i diğerle, İslâmiyet hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır; iman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.

Sohrab

Eskide bazı dinsizleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur'âniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek, o dinsiz, bir cihette hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; "dinsiz bir Müslüman" denilirdi. Sonra bazı mü'minleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur'aniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar; "gayr-i müslim bir mü'min" tabirine mazhar oluyorlar.

Acaba, İslâmiyetsiz iman, medar-ı necat olabilir mi?

Elcevap: İmansız İslâmiyet sebeb-i necat olmadığı gibi, İslâmiyetsiz iman da medar-ı necat olamaz. Felillâhilhamdü velminnetü, Kur'an'ın i'caz-ı manevîsinin feyziyle, Risale-i Nur mizanları, din-i İslâmın ve hakaik-ı Kur'aniyenimeyvelerini ve neticelerini öyle bir tarzda göstermişlerdir ki, dinsiz dahi onları anlasa, taraftar olmamak kabil değil. Hem, iman ve İslâmın delil ve bürhanlarını o derece kuvvetli göstermişlerdir ki, gayr-i müslim dahi anlasa, herhalde tasdik edecektir; gayr-i müslim kaldığı halde iman eder.

Evet, Sözler, tûba-i cennetin meyveleri gibi tatlı ve güzel olan iman ve İslâmiyetin meyvelerini ve saadet-i dâreynin mehasini gibi hoş ve şirin öyle neticelerini göstermişler ki, görenlere ve tanıyanlara nihayetsiz bir tarafgirlik ve iltizam ve teslim hissini verir. Ve silsile-i mevcudat gibi kuvvetli ve zerrat gibi kesretli iman ve İslâmın bürhanlarını göstermişler ki, nihayetsiz bir iz'an ve kuvvet-i iman verirler. Hatta, bazı defa evrad-ı Şah-ı Nakşibendîde şehadet getirdiğim vakit,

1 mektubat_44_1

dediğim zaman, nihayetsiz bir tarafgirlik hissediyorum. Eğer bütün dünya bana verilse, bir hakikat-i imaniyeyi feda edemiyorum. Bir hakikatin bir dakika aksini farz etmek bana gayet elîm geliyor. Bütün dünya benim olsa, bir tek hakaik-ı imaniyenin vücud bulmasına bilâ-tereddüt vermesine nefsim itaat ediyor.

2mektubat_44_2

dediğim vakit, nihayetsiz bir kuvvet-i iman hissediyorum. hakaik-ı imaniyenin her birisinin aksini aklen muhal telakki ediyorum. Ehl-i dalâleti nihayetsiz ebleh ve divane görüyorum.

Senin valideynine pek çok selâm ve arz-ı hürmet ederim. Onlar da bana dua etsinler. Sen benim kardeşim olduğun için, onlar da benim peder ve validem hükmündedirler. Hem köyünüze, hususan senden Sözleri işitenlere umumen selâm ediyorum.

3mektubat_44_3

Said Nursî (Mektubat/Dokuzuncu Mektup s:43-44)

Alıntı

1- Biz bu inanç üzerine yaşıyoruz. Bu itikat üzere ölürüz ve yarın yine bu inanç üzere diriltileceğiz. (Mecmuatü'l-Ahzab / Nakşîbendî: 7)
2- Gönderdiğin her bir peygambere ve indirdiğin her bir kitaba inandık ve tasdik ettik. (A.g.e.: 8)
3- Baki olan yalnızca Allah'tır.

Yorumlar (0)


Yorumları göster/gizle

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Pazartesi, 27 Ekim 2008 23:27 )  

Bir Mana

Îmân-ı Taklîdî
Bir hocadan veya kitaptan okuyup öğrenmeden ana, babasından ve etrâfından görüp işittiği gibi inanmak.
Îmân üç kısımdır: İmân-ı taklîdî, îmân-ı istidlâlî, îmân-ı hakîkî. Îmân-ı taklîdî sâhibi, farzı, vâcibi, sünneti, müstehâbı bilmez. Ana-babasından gördüğü gibi inanır ve yalnız gördüğü gibi ibâdetlerini yapar. Bu gibilerin îmânından korkulur. (Kutbüddîn-i İznîkî)
Îmân-ı taklîdînin kıymetsiz olması, peygamberlerin aleyhimüsselâm doğru söylediklerini, bildirdikleri her şeyin doğru olduğunu düşünmeden yalnız anadan babadan ve etraftan görerek hâsıl olduğu içindir. (İmâm-ı Rabbânî)

Bir Vecize

Musibet

Bana gelen her musibette üç nimet bulmuşumdur; Birincisi, musibet dinim hakkında değildir. İkincisi, olduğundan daha büyük değildir. Üçüncüsü, Allah bu musibete karşılık büyük sevap ve mükâfat verecektir.

 

Hz. Ömer

Editörden

 

Bayram TebriÄŸi

 

Dünyada en önemli, en büyük servet dostluktur

Bir arap şair “Dünyadan dostlardan ayrılığın acısı olmasaydı ölüm yol bulup b...

 

Hak ve Adalet Namına Tarafsızlık

Gerçek pehlivan güreÅŸte rakibini yenen deÄŸil, öfke halinde öfkesini yenebilendir. Ã...

 

İki oduncunun hikayesi ve çıkarılacak dersler…

İki oduncu her sabah ormana gidip ağaç kesiyorlarmış. Oduncunun biri, sabahları erke...

 

Hz. Ömer hassasiyeti ve Ramazanlarımız…

Kıtlık yıllarıydı… Hz. Ömer dolaşırken, fevkalâde semiz bir deve gördü. Çob...

 

Kardeşliğin oluşmasında üç temel esas

Müminler bir duvarın tuğlaları gibi omuz omuza vererek İslam binasını oluştururlar...