Zehra Eğitim ve Kültür Derneği

Thursday
Feb 09th


Ağrı Dağı'nın Hüznü

Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

 

Sanırım, meşum kaçırılma tarihinden iki ay önceydi. Onun için artık sıradanlaşmış bir hizmet gezisiydi bu. Otuz yıldır her yıl bir kaç kez tekrarladığı bu seyahatlerindeki amacı; din ve millete hizmet için oluşturulmuş nurlu faaliyetleri yerinde görmek, fikir vermek ve almak, ziyaret ettiği bölgelerin kanaat önderleri ve mümtaz şahsiyetleriyle hasbi-hal etmek, dünya ve memleket meselelerini konuşmak, muhtemel fikir sapmalarına karşı uyarılarda bulunmak ve yepyeni ilişkiler yakalayıp onun üzerinden nur dünyasını genişletmeye çalışmaktı.

izzettin yıldırım Yolu Bingöl'e düşmüştü. Yemek tekliflerimize nezaketle hayır diyor ve üç-beş zeytin, domates, peynir gibi mütevazi bir sofraya ancak razı oluyordu. Bu tutumunun altında bakışları ve kısa sürecek olan ziyaretleri daha mühim meseleler üzerine çevirme niyeti yatıyordu. Uzun yıllardır çay içmediğini bildiğimiz Seyda'ya kant sunduk. Ardından gelen sohbetler, soru-cevaplar, Risale-i Nur okumaları ve anlatımları müminlerin cennet sohbetlerini andırır türden idi. Birden yumuşaklık içinde bir ciddiyetle, seyahati boyunca üzerinde durduğu güncel sorunları bizlerle paylaşmaya sıra gelmişti.
28 Şubat sürecinin Müslüman camianın başındaki külahları düşürdüğünü ve kim takkesinin altında ne saklıyorsa ortaya çıktığını; İslami cemaatlerin esas davalardaki dik duruşunu terk edip tavize yanaştığını; tesettür şeklinin deforme edilip Kemalist çevrelere şirin görünmek için yağcılık döneminin başlatıldığını teessüf içinde dile getiriyordu. "Ancak, biz şimdiye kadar sahip olduğumuz muhalif duruşumuzu koruyacağız. Asla eğilip, bükülmeyeceğiz. Resmi ideolojinin esiri olmayacağız. Hür düşüneceğiz, sorgulayacağız ve reddedeceğiz. Ama asla şiddet ve kavga oyunlarına da malzeme sunmayacağız" diyerek istikamet çiziyordu. Bütün sohbetlerinin vazgeçilmez konularından biri de, Kürtlerin bilimsel ve idari noktadaki eksikliklerini bir an önce giderip edilgen konumlardan kurtulmaları gerektiğiydi.
İhtilaflı konuları cevaplandırırken en muhalif adamı bile kişisel zaaflarıyla değil fikir inhiraflarıyla eleştirirdi. Yaşamış oldukları son cemaatsel ayrılığın taraflarından birini değerlendirirken kullandığı en hakaret-amiz ifade "bizim ağa" tabiriydi. Eleştiriye açık karakteriyle ona her şeyi sorma kolaylığı yaşayan misafirler, onu dinlerlerken hoşnutluklarını gizleyemezlerdi. O herkese sadece bir arkadaştı.
O gece sohbette vurguladığı en önemli konulardan bazıları; kurumsal ve sistemli yapılanmaların faydası, şahıs despotizminin kurum ve cemaatlerde ki yansımaları, ilmi araştırma platformlarının kurulması, meşveret ruhunun faydası, üniversite mezunlarının branşları üzerinde akademik kariyer yapmaları, Kürtlerin hak ihlallerinin özellikle Türk olan kardeşlerimiz tarafından savunulması gerekliliği, siyasi özgürlükler ve haklar mutlaka kullanılmalı yoksa gereksiz görülmeye başlanır, Nubihar'ın misyonu gibi meselelerdi.


izzettin yıldırım Yatma saati gelmişti. Beyaz entarili o yaşlı seyyah, gecenin geç saatlerine kadar konuştuğu halde hiç de yorgunluk emaresi taşımamaktaydı. Bu onun için sıradan bir gündü. Bu arada belirteyim ki sabah namazlarında o davudi sesiyle, kunut duasını terennüm ederken tercih ettiği usul, mesaj doluydu. Kendisi Şafii olan Seyda, Hanefi mezhebinin tercihi olan kunut duasını Şafii mezhebinin tercih ettiği kunutla birleştirerek okurdu. Adeta seçilmiş imamlığının arkasındaki tabanın farklılığını, bir rehber sorumluluğunda yaşatacağını Allah'ın huzurunda her fecir vakti söz veriyordu.
O bir vefa timsaliydi. Vefanın yokluk çukuruna düştüğü böylesi bir çağda, o, inadına vefa diyordu. Sabah evden çıkarken pederimle vedalaştı. Sıra, şehir içindeki dostları ziyarete gelmişti. Ta gençlik çağlarında Ağrı medreselerinde birlikte tahsil gördüğü, Bingöllü Molla arkadaşlarını soruyor ve bir dönem birlikte çalıştığı ve kim bilir belki de ona karşı çok ta sıcak nefesler taşımayan eski arkadaşlara, dostluk ve hizmet hukuku dersi veriyordu.
Bingöl'ü terk etmeye hazırlanırken günlük gazetelere göz attı. Bingöl'den sonraki uğrak yeri olan Dersim'e birlikte gitmeyi önerdi. Ben de kabul ettim. O, ben, Maşallah ve bir de beyaz düldülümüz, Tempra marka, yıpranmış bir araba. Önüne hizmet ve vefayı almış bir yolcunun, uğrayacağı yer neresi, ziyaret edeceği kişi kim diye sormak abes olsa gerek. Hakkari'den sürgün amacıyla tayini Dersim'e çıkmış, kendi adaşı zatı ve Cem evi ziyareti. Yol boyunca konumuz; Dersimlilerin fıtri kahramanlıkları, maruz kaldıkları katliam ve sıkıntılar, zorluklar karşısında ki dirençleri ve o bölgede uygulanan milli park projesinin insansızlaştırmaya yani göçe zorlayarak bölge nüfusunu azaltmaya hizmet ettiği gibi konulardı. Yarı açık ceza evi görüntüsü veren Dersim'e girerken, o an Dersim'in facialar yaşatılmış mazlum tarihini hatırlatıyordu. İlk olarak İzzet Bey'e misafir olduk. Onunla, hasbi halden sonra her yerde yaptığı gibi şehre hakim tepe noktalarından birisi olan, düldül tepesine çıktık. Dersim'in dağ eteklerine dağılmış mahallelerini, kuşbakışı süzdük. Dersimin yakın bir ilçesi olan Ovacık'a geçmek istedik. Şehrin Ovacık'a açılan yolunun girişinde yer alan arama noktasını görünce bu girişimden vazgeçtik. Seyda'nın ifadesi ile Suriye-Türkiye sınırı bile bu kadar sıkı değildi.

Arif Sağ ve Belkıs Akkale tarafından yapıldığı söylenen ve Dersim'in girişine kurulmuş olan büyük Cem evini ziyarete sıra gelmişti. Daha bahçe kapısında bizi karşılayan kaba bıyıklı, uzun boylu, şalvarlı, şapkalı ve ince ruhlu Aleviler "dostluk, barış ve kardeşlik kapısına hoş geldiniz" diyerek bizleri içeri buyur ettiler. Müdüriyete geçtik. Çaylar içildi. Bir ara Seyda'nın gözleri, duvarda asılı duran üç portreye takıldı ve sordu.

Pırs: Ew buye, ew jî buye, ew çiye?
Cevap: Yoksa siz onu sevmeyenlerden misiniz?

Soru: Yoksa siz O'nu sevenlerden misiniz?
Cevap: Evet biz O'nu seviyoruz. O büyük kurtarıcıdır. Yurdumuzu düşmanlardan kurtardı.
izzettin Yıldırım

Bu inanılmaz cevap karşısında onlara tarihlerinde yaşanan acı felaketlerin sorumlularını hatırlatıp pencereden panzerlere işaret ederek, "sizi şu şekilde mi kurtardı?" diye düşündürücü sorularla cevap verdi.
Alevi algılamasında Namaz, Oruç, Kuran, Hz. Muhammed, Hz. Ali gibi konuların nasıl olduğu üzerine tartışmalar yapıldı. Sonra alevi arkadaşlar bu konularda yetersiz olduklarını ama Hozat'ta bulunan Seyyidlerinin bir kaç gün sonra geleceğini ve bu konuları onunla daha detaylı görüşebileceğimizi söylediler. Bizde aynı gün yola koyulacağımızı belirtip inşallah daha sonra diyerek Cem evinin kütüphanesi ve sema ayinlerinin yapıldığı bölümleri dolaştıktan sonra oradan sıcak bir veda ile uğurlandık. Sıra şehri terk etmeye gelmişti. İzzet bey'e bize ayırdığı zaman için teşekkür edip yola koyulduk. Ve Seyda ile bir daha dünya gözüyle görüşemeyeceğimiz firkat noktasına yaklaşmıştık. Kovancılar; Bingöl, Tunceli, Elazığ kavşağı! Ve ufukta kaybolan Seyda...

Muhyiddin Zınar

Yorumlar (2)


Yorumları göster/gizle
RAHMETLE ANIYORUZ!!
EY SEVGİLİ SEYDAMIZ SEN GITTIN FAKAT GERİDE SENIN ISTEDİĞİN TARZDA YÜZLERCE GENÇ BIRAKTIN. SENİ BOL BOL RAHMETLE YAD EDERKEN YARIN MAHŞERDE BERABER ALLAHIN HUZURUNA ÇIKMAYI HAYAL EDİYORUZ. ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN.
endes , Eylül 21, 2009
...
Allah rahmet eylesin sizin de kaleminize sağlık ...
behice yldz , Temmuz 30, 2011

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 24 Haziran 2009 23:55 )  

Bir Mana

Emniyet

Bu millet ve vatan, hayat-ı içtimaiyesi ve siyasiyesi anarşilikten kurtulmak ve büyük tehlikelerden halâs olmak için, beş esas lâzım ve zarurîdir. Birincisi, merhamet; ikincisi, hürmet; üçüncüsü, emniyet; dördüncüsü, haram ve helâlı bilip haramdan çekilmek; beşincisi, serseriliği bırakıp itaat etmektir. İşte Risale-i Nur, hayat-ı içtimaiyeye baktığı vakit bu beş esası temin edip, asayişin temel taşını tesbit ve temin eder. Risale-i Nur’a ilişenler kat’iyen bilsinler ki, onların ilişmesi, anarşilik hesabına, vatan ve millete ve asayişe düşmanlıktır.

Bir Vecize

Sevgi

Kim bir şeyi severse, onu başka her şeye tercih eder. İşte sevginin maması budur. Yoksa o sevgi değil, sadece sevgi iddiasıdır.. Resulullah'ı sevmenin en önemli alameti, ona uymak, onun yaşam tarzını seçmek, onun sözlerine ve davranışlarına tâbii olmak, onun emrettiklerini yerine getirmek, yasakladıkları şeylerden sakınmak, neşede, sıkıntıda, bollukta, darlıkta ve her durumda onun yolunda yürümektir.

 

Kadı İyaz

Bir Söz

“Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun.”
(Nisa Suresi, 135)

Editörden

 

Bayram Tebriği

 

Dünyada en önemli, en büyük servet dostluktur

Bir arap şair “Dünyadan dostlardan ayrılığın acısı olmasaydı ölüm yol bulup b...

 

Hak ve Adalet Namına Tarafsızlık

Gerçek pehlivan güreşte rakibini yenen değil, öfke halinde öfkesini yenebilendir. ...

 

İki oduncunun hikayesi ve çıkarılacak dersler…

İki oduncu her sabah ormana gidip ağaç kesiyorlarmış. Oduncunun biri, sabahları erke...

 

Hz. Ömer hassasiyeti ve Ramazanlarımız…

Kıtlık yıllarıydı… Hz. Ömer dolaşırken, fevkalâde semiz bir deve gördü. Çob...

 

Kardeşliğin oluşmasında üç temel esas

Müminler bir duvarın tuğlaları gibi omuz omuza vererek İslam binasını oluştururlar...