Şehadet, sevdalı gönüllere ma-i nisan bereketidir
Şehid İzzeddin Ağabeyim!
Allah'ın rahmeti, bereketi, ihsanı senin üzerine maddi ve manevi olarak tecellisini izhar etti. Elli küsur yılının hemen hemen hepsini bu kudsi davanın tefsiri olan Risale-i Nur hizmetine vakfettin. Dünyayı, içindeki her şeyi elinin tersiyle tenezzül etmeden itebilme şecaat ve cesaretini gösterdin. Risale-i Nur talebeleri içinde apayrı, yepyeni bir istikamet, yepyeni bir ekol ve daha orijinal, taptaze bir çığır açtın. Risaleyi anlamına uygun olarak yeniden yorumladın. Üstadın belki de arzu ettiği hedefe sen kâşif oldun. Senin bizleri bırakacağını hiç beklemiyorduk. Bizleri tam anlamıyla yasa boğdun. Senin gidişine hazırlıksız yakalandık. Senin şehadetini duyunca, senin adına içimde, kalbimde ve bütün duygularımda sevgi tohumcukları filizlendi. Siretimle suretim arasında belki de ilk defa tezat oluştu. Çünkü afaki alemim hüzün ve ayrılığın sis perdeleri altında kıvranırken, enfüsi alemimde neş'e ve bayram havası mevcut idi. Çünkü sen bu şehadeti (seni tanıdığım kadarıyla) fazlasıyla hak etmiş idin. Senin isminin başına bu tılsımlı kelimeyi, ayrılık gafletinden dolayı bir an yazmaya kalemim varmıyordu. Çünkü inanılmaz bir şekilde duygusal bir baskı içinde hissediyordum kendimi. Sen görevini fazlasıyla tamamladın. Kalışın bizler için iyi bir pusula idi. Lâkin kader-i ilahi bunu sana ve bizlere layık göründüğüne göre bunu baş ve göz üzerinde kabul etmek mecburiyetinde kendimizi hissediyoruz. Biiznillah senin gidişin, şehadetinin kanı, bereketlenmemize vesile olacaktır. Bizlerin daha mükemmel bir şekilde kenetlenmesine, organizeli ve programlı bir şekilde ittihaz edilen hedefe doğru ilerlemesine, ilahi eserinin beklentisi hükmündeki İslam kardeşliğinin nüvesi durumunda olan ümmet anlayışı tam ve eksiksiz olarak teessüs etmeye, senin en büyük arzularından biri olan Türk ve Kürtlerin (yaşadığımız coğrafyayı baz alarak) İslam potası içinde eriyerek Allah'ın istediği manada uhuvvet-i İslamiyeyi teessüs etmemize vesile olacak inşaallah.
Özelde sana, genelde bizlere bu tuzağı hazırlayanların başına ilahi bir tuzağın evvelden hazır olduğunu biliyoruz ve onları, planladığı tuzağa bin pişman edecek kader-i ilahinin dahi onlara bir sürprizi olacaktır, biiznillah.
Beşer hiç şüphesiz zulmetti, hem de birkaç yönde. Bunların unutulmayacağı kesindir. Bu zulümler görmezden gelinmeden hedefimize doğru giderken daha dikkatli, daha planlı ve gözü açık yani basiretli olacağımız noktasında da en ufak bir endişe mevcut değildir. Bizler bu davaya gönül verirken şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamıştık ki, insi ve cinni şeytanlar bu kudsi davanın gönüldaşlarını rahat bırakmayacak. Maddi ve manevi engellerin her çeşidini gönüldaşların önüne serecektir. Maddi cihette yapılabilecek en ağır ve vahşi metodlar denenecek... Belki bunlarla baş edememe zaafiyetinden gelen rahavet ve korku üzerimizde dalgalanacak, ama bütün bunları bir şekilde izale edecek ilahi bir tılsım olan ihlâs kuvvetini ve zırhını kuşanmamız icab edecektir.
Bütün dikkatlerin üzerimize çullanması bizleri tarifi zor ye'sin zulümat zindanlarına boğabilir. Fakat her halukarda bizlere rehberlik edecek, önümüzü aydınlatacak.
(Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz) ilâhi fenerini kullanma şansına sahip olduğumuzu gözardı etmemeliyiz. İlâhi şu'le önümüzü aydınlattığında mütevazi bir ahval içerisinde istikamet dairesinde müteyakkız bir şekilde yolumuza devam etmeliyiz. Çünkü cinni ve insi şeytanlar bizlerin üzerine dikkatleri yöneltecek meş'um bir balon hükmünde olan meylü't-tefevvuk silahıyla vurarak artık bir daha dirilmemek üzere öldürebilir tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Bu durumda yaptığımız ve yapacağımız her şeyin ilâhi kamera hükmünde olan levh-i mahfuza kaydedildiğini bilerek medyatik ve sloganik fiillerden olabildiğince uzaklaştıran ilâhi bir mıknatıs olan (Allah için hareket ediniz) kal'asına sığınmalıyız. Beşerin zulümlerini düşünerek yani yapılan vahşet ve canavarlıklar bizim rotamızı ve pusulamızı şaşırtıp bizleri zulme ve haksızlığa yönlendiren sadistlik hükmündeki fikr-i infiradiye sevketmemelidir. Bütün bunlara rağmen itidal-i dem ile ve kavl-i leyyin ile, hedefimizin temel taşı hükmünde olan "İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır" düsturunu rehber etmeliyiz.
Bizimle aynı inancı paylaştığı halde bizlerin haliyle hemhal olmayanların tekâsülü, takatimizi kırmamalı. Çünkü bizler doğru ve hidayet yolunda olduğumuzdan emin isek inayet-i ilahiye bizlere gevşetmeyeceğine tevekkül edip hidayete susamış insanlara ab-ı hayat fışkırtmak için kendimizi birer çeşme-i rahmanî yapmalıyız. Başkasının gafletine aldırış etmeden emrolunduğumuz istikamette i'tidal-i dem ile hareket etmeliyiz. İlahi cezayı gerektiren durumlarda kendimizi hiç sıkmamalıyız. Çünkü, bu kudsi dava fedakârlıkları istediği gibi, yani Cenneti ucuza vermediği gibi, Cehennemin varlığını adeta haykırırcasına arzu eden fiillerin de olduğunu bilip teskin olmalıyız. Bir nebze, genel bir hava olarak üzerimizde esen meylu'r-rahat fırtınalarını izale etmemiz için daha müteyakkız, daha müstakim ve daha azm ü gayret içinde olmalıyız. Bizlerin rahat ve selâmetini içinde saklayan sa'y ve cidal hazinelerini bir an önce keşfetmeliyiz. Bostan-ı cinanda sa'y ve gayretimizin meyvelerini yemeye hak kazanmalıyız.
Üzülmeleyim; eğer inanıyorsak bizler mutlaka üstün olacağız. Allah'ın dinine yardımı kendimize hedef ittihat etmiş isek, Allah bizleri unutmamıştır ve unutmayacaktır. Bütün bu zahirî olumsuzluklar kader-i ilahînin rahmetini içinde gizleyerek başımıza geliyordur ve Cenab-ı Kahhar'ın haberi dahilinde cereyan etmektedir. Boynuzsuz keçinin boynuzlu keçiden hakkının alınacağı yevmi'd-din'e iman etmişiz. Güneş büyüklüğüne güvenerek emrinden kaçamadığı, sivrisineğin dahi küçüklüğüne dayanak kendisinden saklanmadığı bir Sultan-ı kâinatın emriyle musahhar olunduğumuzu bilelim ve ona göre hareket edelim.Seydanın kanı yerde kalmayacaktır. Çünkü onun kanı kalemlerimize tılsımlı bir mürekkeb-i kudsi olup, hakikatı körpe gönüllere yazmak için vesile olacaktır.
Selâm hidayete gönül vererek serden ve yardan geçenlere....
Gittiğin yolda, başını koyduğun kudsi davada yalnız kalmayacaksın inşaallah. Çünkü bizler her birimiz birer İzzeddin olup bu nurlu yolda yürümeye devam edeceğiz.
Herkese sabr-ı cemil diliyorum.
- 02/03/2009 01:39 - Şehadet Yıldönümünde Hayatından Kesitler
- 18/02/2009 17:09 - Şehidler Ölmez Fakat Unutulurlar; Şehid İzzettin Yıldırım
- 17/02/2009 08:14 - Ağrı Dağı'nın Hüznü
- 27/10/2008 22:56 - Şehid İzzettin Yıldırım'dan Bir Mektup
- 27/10/2008 22:39 - Hayatı ve Kişiliği
Twitter
Yahoo
Facebook
